Kültür

BİR MUTLULUK MESELESİ

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin Kütahya İl Temsilciliği'nin yazı dizisinde bu hafta Psikolojik Danışman Pınar ERGENÇ'in köşe yazısı yer aldı.

Mesleğim gereği çocuklar ve gençler ağırlıklı olmak üzere insanlarla çalışıyorum. Hayata dair beklentilerini sorduğumda gelen cevaplardan biri “mutlu olmak”oluyor. Hayatın amacı mutlu olmak mıdır? Nasıl mutlu olunur? Mutluluğu belirleyen etkenler nelerdir? İnsan sürekli mutlu olabilir mi? Mutluluk gerçekten nedir?

Kimine göre yoğun bir günün ardından evine dönüp çocuğuna sarılmak, kimine göre sipariş verdiği bir kargoyu beklemek, kimine göre arzuladığı hedefe ulaşmak, kimine göre özgürlüğüne kavuşmak, bir çocuk için şekerleme yemek olabilir…Hepsinde ortak nokta kendini iyi hissetmek. Yani mutluluğu “iyi oluş hali’’ olarak tanımlamak mümkün.

Aslında insanın yapısında mutlu olmak, mutluluğa ulaşmak arzusu hep vardır. Bunun için çalışır, şu anda mutlu değilse bile gelecekte mutlu olacağına dair umutla yaşar.

Bazıları mutluluğun onu bulmasını bekler, bazıları ise mutluluğu bulmaya çalışır. California Üniversitesinden Psikolog SanjaLyubamirsky ve ekibinin araştırmasına göre mutluluğu yaşam şartları %10, genetik özellikler %50, kendi davranışlarımız ise %40 etkiliyor.  Bu araştırmadan çıkan temel sonuç mutluluğun kaynaklarından yarısının üzerinde (genetik özellikler) çok fazla söz sahibi değiliz. Ancak diğer yarısı ile ilgili yapabileceklerimiz mutlaka vardır. Her şeye sahipken mutlu olamayan insanlar olduğu gibi çok olumsuz şartların içerisinde mutlu olabilen bir kesim de var.Tam da bu noktada devreye pozitif psikoloji dediğimiz kavram giriyor. Prof. Dr. Ali ERYILMAZ “Mutluluğun Başucu” adlı eserinde “İnsan bir tohuma benzetilebilir. Nasıl ki tohum uygun ortam ve koşullarda fideye, ağaca ve meyveye doğru bir gelişim göstererek yapısında yer alan bütün güzellikleri açıyorsa benzer şekilde insan da uygun çevre ve koşullarda gelişerek kendisinde bulunan yetenekleri geliştirebilen bir varlıktır.’’  der. Dolayısıyla bizler pozitif psikoloji sayesinde yaşamımızı daha anlamlı kılabilir, güçlü yanlarımızı tanıyabilir ve zorluklarla daha iyi mücadele edebiliriz.

Hollanda’da mutluluğun kaynağını sorgulayan ve 8 bin kişi üzerinde yapılan başka bir araştırma, bize düzenli egzersiz yapanların daha mutlu olduğunu çünkü egzersiz esnasında endorfin hormonunun salgılandığını söylüyor. Değindiğim her iki araştırmada bize gösteriyor ki mutluluk beklenerek değil çaba sarf edilerek elde ediliyor.

Burada çok önemli bir konuya değinmeden de geçemeyeceğim. Hayat “an”lardan ibarettir. İmkan varken anı yaşamak, anın kıymetini bilmek çok daha anlamlı. “An” da mutsuz olan hayatını mutsuz geçirecektir. Hayatı anlamlı yaşamak ve mutlu olmak için geleceği planlamak kadar anı da ıskalamamak gerekir.

Gelin biraz da mutluluğumuza engel olan durumları konuşalım. “Kaplan paranoyası’’nı daha önce duymuş muydunuz? Bu bir yersiz inançtır ve iki türü vardır. Çalılığın arkasında kaplan yokken sürekli var olduğunu düşünmek ya da gerçekten çalılığın arkasında kaplan varken olmadığını düşünmek. İkisi de bizi strese ve mutsuzluğa sürükler. Mutluluğumuzu engelleyen başka bir faktör ise “aracı maksimizasyon’’. Yani ulaşmak istediğimiz hedefi unutup onun yerine bizi hedefe götürecek aracın peşine düşmek. Örneğin insanlara yardım etmek için kazanmaya çalıştığımız bir paranın zamanla bizim asıl hedefimiz haline dönüşmesi ve gerçek amacımızı unutmamız. Maalesef günümüzde pek çok insan için sadece para kazanmak amaç haline gelmiştir. Bir engel de kültürel inançlarımızdan. Bazılarımız çok gülerse çok ağlayacağını düşünür ve kendini durdurmaya çalışır. Bazıları ne zaman mutlu olsa başına kötü bir şey geleceğini bekler. Bazıları ise nazar değmesin diye mutluluğunu gizler. Buna mutluluk korkusunu ifade eden “Çerofobi” denmektedir. Yani bazen mutluluğu bekleyen de olmayız, arayan da. Ne mi oluruz? Mutluluğu hayatından kovalayan…

Peki mutluluğu arttıran etkenler neler? Beynimiz neyi sık yaparsa onda ustalaşma eğilimindedir. Bu sebeple bizim iyi oluşumuzu, pozitif duygular hissetmemizi sağlayan durumları artırmaya çalışmalıyız. Duyguları özellikle pozitif duyguları iyi tanımak gerektiğini düşünüyorum. Sıralayacağım duyguları en son ve ne sıklıkla hissettiğinizi sorgulamanızı isterim. Keyif, huşu, neşe, tutku, büyülenme, huzur, sevgi, takdir edilme, hoşnutluk, başarma, arzu, önemsenme, heyecan, beğenilme, hayranlık, zevk, güven, özgürlük, merhamet, sabır,coşku ve daha fazlası… Bizi iyi gelen duygulardan bir tanesi olan şükran duygusu üzerinde durmak istiyorum. Şükran “ iyilik bilme, gönül borcu, minnettarlık’’ olarak tanımlanmaktadır. Şükran duyma ahlaki bir motivasyon kaynağıdır. Başkasının iyiliğinden iyi olmak, bugün veya geçmişte alınan şeyler için minnet duymak depresif belirtileri azaltır. Bu anlamda kendinizde sevdiğiniz şeyleri sıralayıp hangisi için kime teşekkür edeceğimizi bilmek ve teşekkür etmek kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacaktır.

Bizi bugün ve geçmişte mutlu eden olayları düşünerek, sorunlarımızı tespit ederek, iyimser düşünerek, bizi mutlu etmeyen olaylar ya da kişilerle aramıza mesafeler koyarak, kendimize ilişkin olumlu algılarımızı arttırarak, duygularımızı tanıyarak, gelecek için amaçlar belirleyerek, geçmişte üstesinden gelebildiğimiz olayları düşünerek, bizi en iyi gelen aktiviteleri sıralayıp uygulayarak, şükran duyduklarımızı listeleyerek, mutlulukla ilgili yanlış inançlardan kurtularak mutluluğumuzu arttırabiliriz.

Çok sevdiğim bir sözle veda etmek isterim; “Kendi içini kaz, senin içindedir iyilik kaynağı, o kaynak ki sürekli kazarsan sürekli fışkırır.’’ (MarcusAurelius)

Mutluluğunuzun daim olması dileklerimle…

Psikolojik Danışman Pınar ERGENÇ

Diğer Haberler

Başa dön tuşu